Tümör Neden Dolayı Olur? Bir Genç Yetişkinin Gözlerinden
Bir Sabah, Kayseri’nin Soğuk Hava Fısıldadığı Zaman
Kayseri’de bir sabah, sabahın ilk ışıkları henüz kaybolmamışken, kafemde oturuyorum. Çayımı yudumlarken pencerenin dışındaki manzaraya dalıp gidiyorum. Her şey o kadar sıradan ki, içimdeki duygulara yön veremiyorum. Sonra birden, hayatımda daha önce hiç hissetmediğim bir şeyi hissettim: Boşluk. O boşluk, içimi acıtan, donduran, sanki tüm dünyayı benden alacakmış gibi hissedilen bir boşluk. Nedensiz bir şekilde korkuyorum ama ne olduğunu tam olarak anlayamıyorum. O an, hayatımda ne kadar belirsizlik olduğunu düşündüm.
Ve sonra, son birkaç hafta içinde bana sürekli telkin edilen o soruyu düşündüm: “Tümör neden dolayı olur?”
Bir doktorun ofisinde, bir gecede hayatım değişmişti.
O Anın Şoku: “Tümör” Kelimesi
Bir hafta önce, başımın sağ arkasında başlayan baş ağrıları, zamanla beni o kadar zorladı ki, sonunda bir nöroloğa gitmeye karar verdim. Randevu alırken içimde hep bir korku vardı, ama o korkuyu bastırmaya çalıştım. “Her şey yolunda olacak” diye telkin ediyordum kendime.
Ama bir hafta sonra, muayene odasında, doktorun bana “Tümör” dediği an, hayatımın alt üst olduğunu hissettim. Kelime o kadar sert ve keskin bir şekilde geldi ki, bir an için tüm dünyam durdu. Duyduğum şeyin ne olduğunu anlamam çok zaman aldı. Başımda kocaman bir tümör olduğunu söylemiyordu doktor ama her şeyin arka planında bu sözcük vardı.
O an, tüm vücudumda bir tür ağırlık hissettim. Göğsümde bir ağırlık. Gözlerim kararmıştı ve midemde bir düğüm vardı. Ama bir taraftan da garip bir rahatlama vardı. Bu korkunun adını koyduğumda, başkalarının yaşadığı belirsizlikten biraz da olsa kurtulmuştum. Ama bu rahatlama, kaybolan bir şeyi geri getirme çabası gibiydi: Umudumu.
Tümör Neden Olur?
Doktorun söylediklerini hatırlıyorum, ama hiçbir şey bana gerçek gelmiyordu. Tümörlerin aslında vücudumuzda bir arıza nedeniyle büyüdüğünü anlatıyordu. Hücrelerin, olması gereken düzende davranmamayı seçtiği bir noktada her şey kontrolsüz şekilde büyümeye başlıyor. Tıpkı bir insanın içindeki kırılganlık gibi… Zihinsel stres, duygusal yükler, uzun süre biriktirilmiş üzüntüler, belki de hissettiklerimizin hiç dışa vurulmamış olması.
Bir insanın içinde tutamadığı bir acı, belki de vücudunda yerleşik bir şekilde kendine bir alan bulur. Doktorun söyledikleri beni durgunlaştırmıştı. Stres, korku, kayıplar… Bütün bu duyguların fiziksel olarak bir şekilde vücutta biriktiği, bir zaman sonra “tümör” gibi bir şeye dönüştüğü söyleniyordu. Bütün bunlar, yıllarca üzerimde biriktirdiğim küçük acıların, korkuların bir sonucu olabilir miydi?
Zihinsel Bir Yıkımın Fiziğe Yansıması
O gün, Kayseri’nin soğuk havasında yürürken düşüncelere daldım. Her şeyin bir nedeni olduğunu düşünüyorum ama bazen nedensizlik her şeyi daha anlamlı kılıyor gibi geliyor. Hayatımda en büyük korkum, bir şeylerin farkında olmadan içimde büyümesi olmuştu. Kendimi kaybettiğimi düşündüm. Belki de hep kayboluyordum, duygularımın altından eziliyordum.
Bir insanın duygusal bir yük taşıması, bazen kelimelerle açıklanamayacak kadar karmaşık olur. İnsan bedeni, ruhu kadar kırılgandır, değil mi? İnsan bir başına ne kadar dayanabilirse, bir yerden sonra o dayanıklılık azalır. Bir noktada, o yıkıcı his, vücuda bir şekilde yansır.
Ve tümör, bu yıkımın bir dışavurumu olabilir. Bir türlü anlayamadığımız, duygusal ve fiziksel acılarla, sağlığımızı tehdit eden o boşluk, içimize yayıldığında vücutta bir iz bırakabilir. Her şeyin, bir tür bedensel hatırlatma olduğunu düşündüm.
Bir Umut Arayışı: Ne Yapmalı?
Hala o şoku atlatamadım. Bir taraftan tedavi sürecine başlamak, diğer taraftan da içimdeki korkuyla savaşmak zorundayım. Ama bir şey fark ettim. O gün, doktorun bana söylediği her şeyin arkasında bir umut vardı. Belki de tümör, vücudumuzun bize söylemeye çalıştığı bir şeydir: Duygularımıza daha fazla dikkat etmemiz, onları biriktirmememiz gerekir. Bedenimiz, hissettiklerimizi dışarı çıkarmaya çalışıyor olabilir.
Evet, her şeyin başlangıcı duygusal bir yük olabilir. Ama bir çözüm de var: Kendini keşfetmek, hissettiğimiz her şeyi kabul etmek, her şeyi olduğu gibi bırakmak. Belki de bu, iyileşmenin bir yoludur.
Beni en çok korkutan şey, tedaviye başlamadan önce aklımdan geçirdiğim bir cümleydi: “Ya her şey geçerse ama bir şeyler yeniden başlarsa?” Ama bir umudu kaybetmek, en büyük hatadır. Şu an belki hiçbir şey kesin değil ama hep bir umut vardır.
Sonuçta, Her Zaman Bir Sebep Bulunur
Evet, tümörler bir şekilde olur. Bir insan, bedeni ve ruhu arasındaki bağlantıdan dolayı en acımasız şekilde parçalanabilir. Ama o zaman, başarmak için de bir neden vardır: Kendini fark etmek, sevgiye ve kendine değer vermek. Tümörlere ve hastalıklara rağmen, insan hayatta kalmayı başarabilir, çünkü her şeyin bir nedeni vardır ve bir o kadar da çözümü…