Ekran Maruziyeti Düzelir Mi? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir Analiz
Giriş: Ekran ve Toplumsal Düzen Arasındaki Güç İlişkileri
Günümüz dünyasında, ekranlar her şeyin önünde duruyor. Bu küçük dijital pencereler, sadece eğlenceden haberlere kadar geniş bir yelpazeye yayılan içeriklere ev sahipliği yapmakla kalmıyor, aynı zamanda toplumsal düzene ve bireylerin siyasal yaşamına dair belirleyici bir etki yaratıyor. Ekran maruziyeti (ya da dijital ekranlara bağımlılık) sadece bireysel düzeyde bir alışkanlık meselesi değil, aynı zamanda çok daha derin güç ilişkilerinin ve toplumsal düzenin bir yansımasıdır. Bu yazıda, ekran maruziyetinin iktidar, kurumlar, ideolojiler, yurttaşlık ve demokrasi gibi kavramlarla olan ilişkisini inceleyeceğiz.
Ekran ve Güç: Toplumun Dijital Hiyerarşisi
Dijital teknolojilerin yükselişi, toplumsal hiyerarşileri yeniden şekillendiriyor. Eskiden, güç ilişkileri çoğunlukla devletler, büyük kurumlar ve ekonomik elitler arasında şekillenirken, günümüzde bu ilişkiler giderek dijital platformlar ve sosyal medya devleri aracılığıyla yeniden tanımlanıyor. Bu platformlar, bireylerin düşüncelerini şekillendirirken aynı zamanda iktidar ilişkilerinin yeni boyutlarını da ortaya koyuyor.
Bir düşünün: Facebook, Twitter, Instagram gibi platformlar, yalnızca bilgi paylaşımı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda insanların değer yargılarını, dünya görüşlerini ve siyasal düşüncelerini şekillendirir. Sosyal medya, güç ilişkilerinin şekillendiği bir arenadır. Bu ortamda “ekran maruziyeti” bireylerin sürekli çevrim içi olma haliyle derinleşirken, bu durumu denetleyen, kontrol eden ve yönlendiren aktörler (yani dijital devler) de giderek daha fazla güce sahip olmaktadır.
Bu güç, yalnızca bireysel maruziyetle sınırlı kalmaz, toplumların nasıl yönetildiğiyle ilgili temel soruları da gündeme getirir. Toplumların bireysel düşünce özgürlüğüne, yurttaş katılımına ve demokratik değerler üzerine inşa edilen toplumsal sözleşmelere nasıl şekil verdiği sorusu, dijital platformların etkisiyle giderek daha karmaşık hale gelmektedir.
İktidar ve Meşruiyet: Dijital Düzenin Arkasında Kim Var?
İktidar, toplumu şekillendiren en önemli yapı taşlarından biridir. Siyasal iktidar genellikle devletin elinde olmakla birlikte, medya organları, sivil toplum kuruluşları, ve dijital platformlar gibi aktörler de bu iktidarı etkileyebilir. Ekran maruziyeti, iktidarın meşruiyetini kazandığı araçlardan biri haline gelmiştir. Peki, dijital platformlar iktidarı sadece “görüntü” düzeyinde mi şekillendiriyor, yoksa toplumsal yapıyı derinlemesine etkileyen bir meşruiyet biçimi mi üretiyor?
Meşruiyet, bir iktidarın halk tarafından kabul edilmesidir. Fakat bu kabul, her zaman doğru ya da adil bir yönetimi ifade etmez. Özellikle sosyal medya aracılığıyla sağlanan sürekli bilgi akışı, toplumsal normları, inançları ve değerleri hızla dönüştürür. Bu dönüşümün doğurduğu iktidar biçimleri, geleneksel devletlerin meşruiyetinden bağımsız olarak işler hale gelmektedir. Örneğin, Facebook’un algoritmalarına dayanarak şekillenen bilgi akışı, bireylerin siyasal tutumlarını belirlemede belirleyici bir faktör haline gelmiştir.
Toplumsal düzeyde, bu meşruiyetin güvenilirliği sorgulanabilir. Dijital platformlar, büyük ölçüde kar amacı güden şirketler olduğundan, bu platformların demokratik bir katılım alanı yaratma hedefinden çok, daha çok bireyleri manipüle etme ve yönlendirme amacını taşıdığı söylenebilir. Bu durum, geleneksel meşruiyet anlayışından farklı bir biçimde, iktidarın “görünmeyen” bir biçimini ortaya çıkarır.
Katılım ve Yurttaşlık: Ekran Maruziyeti ve Demokrasi
Demokrasi, vatandaşların siyasi kararlar üzerinde söz sahibi olduğu bir yönetim biçimidir. Ancak ekran maruziyeti, vatandaşların siyasal katılım biçimlerini değiştiren önemli bir etken olmuştur. Günümüzde bireyler, dijital platformlar üzerinden fikirlerini beyan edebildikleri gibi, aynı zamanda algıladıkları toplumsal gerçekliklere dair de büyük bir etki alanına sahiptirler.
Fakat, bu ekran üzerinden gerçekleşen katılım ne kadar demokratiktir? Birçok kişi, sosyal medyanın özgürlükçü bir araç olduğuna inanırken, aynı zamanda bu platformların da bireylerin düşünce süreçlerini kısıtladığı, manipüle ettiği ve dezenformasyona yol açtığı görülmektedir. Bu noktada, yurttaşlık kavramı daha da önem kazanmaktadır. Gerçek anlamda bir yurttaşlık, sadece oy kullanmak ya da sosyal medya üzerinde görüş belirtmekten ibaret değildir. Katılım, bireylerin karar alma süreçlerinde daha aktif bir rol oynadığı, iktidarın şekillendiği süreçlerde etkin olabildikleri bir durumu ifade eder.
Fakat dijital ekranlarda gerçekleşen katılım, çoğu zaman yüzeysel kalmakta ve daha çok tüketici odaklı bir yaklaşımla sınırlıdır. Dijital platformlar üzerinden gerçekleşen toplumsal katılım, genellikle bireysel tatmin duygusunun ötesine geçmez ve çoğu zaman daha derinlemesine düşünce süreçlerinden yoksundur.
Karşılaştırmalı Örnekler: Ekran Maruziyetinin Farklı Siyasal Sistemlerdeki Yeri
Ekran maruziyeti ve dijitalleşme, farklı siyasal sistemlerde farklı şekillerde etkiler yaratmaktadır. Örneğin, ABD’deki sosyal medya kullanımının siyasal yaşam üzerindeki etkisi, Avrupa’daki bazı ülkelerde daha farklı bir biçim almıştır. ABD’de sosyal medya, seçim sonuçları üzerinde ciddi etkiler yaratırken, Avrupa’daki bazı ülkelerde dijital platformlar genellikle daha düzenli bir şekilde denetlenmekte ve manipülasyonlara karşı daha sıkı önlemler alınmaktadır.
Bununla birlikte, Çin gibi otoriter rejimlerde ekran maruziyeti tamamen devletin kontrolü altına alınmıştır. Burada, bireylerin dijital dünyada neye katılacağı, neyi beğeneceği ya da neyi paylaşacağı büyük ölçüde hükümetin denetimindedir. Oysa liberal demokrasilerde, özellikle Batı dünyasında, bireylerin dijital katılım hakları ve özgürlükleri genellikle daha geniş tutulur.
Sonuç: Ekran Maruziyeti Üzerine Derinlemesine Düşünme
Ekran maruziyeti, sadece teknolojik bir gelişmenin değil, aynı zamanda toplumsal güç ilişkilerinin bir yansımasıdır. Demokrasi ve yurttaşlık gibi kavramlar, dijital platformlar üzerinden farklı bir şekilde tecrübe edilmektedir. Bu yazıda ekran maruziyetinin siyasal güç, meşruiyet, katılım ve demokrasi ile nasıl ilişkili olduğu üzerinde durmuştuk. Ancak bu konuyu daha derinlemesine tartışmaya devam etmek, modern toplumun geleceği ve bireylerin siyasal yaşama katılım biçimleri üzerine kafa yormak büyük önem taşımaktadır.
Peki, dijital platformlar bireylerin katılımını daha demokratik bir biçime sokabilir mi? İktidar, geleneksel meşruiyet anlayışının ötesinde nasıl bir biçim alır? Sosyal medya ve diğer dijital araçlar, toplumsal düzeni tehdit mi eder, yoksa güçlendirebilir mi? Bu sorular, toplumsal düzene dair kritik birer tartışma noktası olmaya devam ediyor.