Kahvede Yükseklik Nedir?
Herkesin bir kahve alışkanlığı vardır, değil mi? Kimimiz sabahları ilk iş olarak bir fincan kahve içerken, kimimiz sadece zorunluluktan içiyor. Ama Kayseri’de, sıcak yaz akşamlarında bile, o kahve içme ritüeli bana her zaman farklı gelir. Belki de bana has bir şeydir; içtiğimde kendimi başka bir dünyada hissederim. Kahve, bana yükseklik gibi gelir bazen… Hem basit hem de bir o kadar karmaşık. Her yudumda, sanki bir şeyler değişir; kafamda uçuşan düşünceler bir şekilde yere inmeye başlar.
Kahveyle Yüksekten Bir Düşüş
Geçen gün, eski kafemde otururken, elimdeki kahvemi sessizce karıştırırken gözlerim dışarıda. Birkaç kuş sürüsü, Kayseri’nin o değişen manzarası içinde süzüldü. O an, kahvemin üstündeki buharı izlerken, aklımda bir soru belirdi: Kahvede yükseklik nedir?
Kahve içerken insan ne hisseder? Sadece o ilk yudumu değil; her fincanda bir değişim olur, sanki içine biraz dağılmış bir şeyler vardır. Belki de içindeki bir parça yükseklik. Ama bu yükseklik, fiziksel bir şey değil. Her yudumda, aslında dünyadan biraz daha kopar, biraz daha yükseklerde hissedersin kendini. O an, hiçbir şey seni yere çekemez. Ama sonra…
Yükseklik ve Düşüş Arasında
Her zaman böyle midir bilmiyorum ama kahve içmeye başladığımda, birden yükseklik ve alçalış arasında gitgeller yaşarım. O gün de işte tam böyle bir gündü. Kahvemi yudumlarken, aynı anda tüm yaşadıklarım, içimdeki o hüsran hissi, yavaşça tavana yükseliyor gibiydi. İşin garibi, kahve bu duyguyu ne kadar çoğaltıyorsa, bir o kadar da teskin ediyordu.
O kadar içsel bir yükseklik duygusuydu ki… Kafemde otururken, en ufak bir hareketin bile beni yerimden kaldırmaya yeterli olduğunu fark ettim. Bir anda, bir an için, her şey çok farklıydı. Yükseklerdeydim. Sanki her bir yudum kahve beni daha da yükseltiyor, bir üst katıma çıkarıyordu. Ama aynı kahve, bir süre sonra, bu yükselişi bir çöküşe dönüştürebilir.
Bütün o içsel coşkum, hayal kırıklıklarım ve uğradığım hüsranlar; hepsi tek bir yudumda yerini umutsuzluğa bırakıyor. Herkes, bir noktada hayal kırıklığı yaşar. Ama işte, o kahvenin içinde ne vardı biliyor musunuz? Kendimi bulma arzusu. Bir şeylere ulaşmak… O yükseklikleri görmek. Yükseklik, hep ulaşamadığım bir hedef gibiydi. Kahve, bana bazen o anı yaşatıyor. Ama ardından her şey aynı, değişmeyen bir şekilde geriye düşüyor.
Bir Yudum Daha: Kahvede Yükseklik ve Umut
O gün, kahvem bitmek üzereyken, hala kahvede yükseklik arayışım devam ediyordu. Son bir yudum daha alarak içimi, başka bir umuda doğru yönlendirdim. Kayseri’nin sıcak akşamı biraz daha yaklaşıyor, kuşlar kaybolmuştu. Ama ben, hala o yükseklikleri içimde taşıyordum. Bazen, yükseklik sadece kahvenin içinde değildir. O anki hissettiklerimizde, duygularımızda, umutlarımızda vardır. Yükseklik, belki de sonrasında yaşayacağımız duygularda gizlidir.
Son yudumumu içerken, bir şey fark ettim. Kahve bana bir şeyler öğretiyor, kendimi bulma yolculuğumda yardımcı oluyor. Yükseklik, bazen sadece bir arayış, bazen de içsel bir yolculuk olur. Bu yolculukta yükseklik değil, önemli olan o yolda ne hissettiğindir. Ve işte bu nedenle kahve, sadece bir içecek değil; duygularla dolu bir anlam taşır.
Birkaç saniye daha kafemde kalıp, dışarıya bakarak, gün batımının tadını çıkardım. Bir kahve ve yüksekler… Her ikisi de benim için o kadar fazla şey ifade ediyor ki. Ne zaman bu duygularla karşılaşsam, anlıyorum ki; yükseklik, kahvenin içindeki en derin anlamdır.