Göz Altı Kremi Nasıl Seçilir? Güç, İdeoloji ve Güzelliğin Siyasi Anatomisi Bir siyaset bilimci olarak, toplumun yüzeyinde görünen en küçük tercihlerde bile iktidarın izlerini ararım. Çünkü güç ilişkileri yalnızca parlamentolarda, kurumlarda ya da sokaklarda değil; aynaların karşısında, kozmetik raflarında, bireyin bedeninde de yeniden üretilir. “Göz altı kremi nasıl seçilir?” sorusu bu anlamda masum bir tüketim tercihi değildir. Aksine, modern iktidar biçimlerinin görünmez elleriyle şekillendirdiği bir toplumsal davranış biçimidir. Bu yazıda, göz altı kremi seçimini bir tüketici eylemi olmaktan çıkarıp bir politik eylem olarak ele alacağız. Çünkü güzellik, sadece estetik bir mesele değil; iktidarın bedensel izdüşümüdür. İktidarın Gölgesinde Güzellik: Beden Üzerinden…
6 YorumRahat Bilgi Köşesi Yazılar
399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname: Kamu Personel Rejiminin İki Yüzü Şunu en başta söyleyeyim: 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) üzerine konuşmak, sadece bir hukuki metni tartışmak değildir; Türkiye’de kamu hizmetinin nasıl yürütüldüğünü, çalışanların hayatının nasıl şekillendiğini ve devletin istihdam anlayışının neye dönüştüğünü anlamaktır. Ben de bu yazıda, konuyu tek bir pencereden değil, farklı bakış açılarından ele alacağım. Çünkü meseleye erkeklerin “rakamlarla konuşan” gözlüğünden bakmak başka, kadınların “topluma dokunan” penceresinden değerlendirmek bambaşka sonuçlar doğuruyor. 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 1990 yılında yürürlüğe girerek kamu iktisadi teşebbüslerinde (KİT) çalışan personelin statüsünü düzenleyen temel metindir. Kadrolu memurlar (I sayılı cetvel) ve sözleşmeli…
8 YorumGurbeti Kim Söylüyor? Bir Tarihçinin Kaleminden Göçün Sessiz Türküsü Bir tarihçi olarak her sabah arşiv tozlarının arasında kaybolurken, insan hikâyelerinin nasıl yüzyıllar ötesine taşındığını görmek beni derinden etkiler. Fakat bazı kelimeler vardır ki, sadece belgelerde değil, kalplerin en derin yerinde yankılanır. “Gurbet” kelimesi de onlardan biridir. Peki, gerçekten “Gurbeti kim söylüyor?” Bu soru, bir türküden öte, tarih boyunca milyonlarca insanın ortak duygusuna dönüşmüş bir arayıştır. Gurbetin İlk Notaları: Göçün Tarihsel Kökleri İnsanlık tarihi boyunca göç, sadece mekânsal bir hareket değil, aynı zamanda duygusal bir kırılmadır. Anadolu topraklarında bu kırılma, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden itibaren derinleşmeye başladı. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Kırım’dan Arap…
8 YorumGiresun İl Olmadan Önce Nereye Bağlıydı? Bir Edebiyatçının Zaman ve Anlam Üzerine Okuması Bir edebiyatçı için kelimeler yalnızca iletişim araçları değil, geçmişin izlerini taşıyan canlı varlıklardır. Her sözcük, bir dönemin duygusunu, bir halkın hikâyesini, bir coğrafyanın sesini içinde barındırır. Zaman değiştikçe kelimeler de dönüşür, anlamlar göç eder; tıpkı bir kentin bağlı olduğu yerin değişmesi gibi. “Giresun il olmadan önce nereye bağlıydı?” sorusu, yüzeyde bir tarih bilgisini arar gibi görünse de, derinlerde bir anlatının, bir kimlik arayışının kapısını aralar. Çünkü her yerleşim, bir hikâyenin kahramanıdır; ve bu hikâyeler, edebiyatın kalbinde yaşar. Tarihsel Gerçeklikten Edebi Anlama: Bağlılığın Hikâyesi Tarihsel açıdan bakıldığında, Giresun…
6 YorumBulmacada Engel ve Uymazlık Nedir? Ekonomik Denge, Çıkar Çatışması ve Piyasa Uyumunun Anatomisi Ekonominin kalbinde daima bir paradoks yatar: kaynaklar sınırlıdır, ancak insan ihtiyaçları sonsuzdur. Bir ekonomist olarak her grafik, her veri seti bana aynı gerçeği hatırlatır — seçimlerin bedeli vardır. Bireylerin, firmaların ya da devletlerin aldığı kararlar bazen birbirine engel oluşturur, bazen de uymazlık yaratır. İlginçtir ki, tıpkı bir bulmacada engel veya uymazlık gibi, ekonomi de kendi içinde bu çelişkileri çözmeye çalışır. Bu yazıda “Bulmacada engel, uymazlık nedir?” sorusunu, bir metafor olarak ele alarak piyasa dinamikleri, bireysel kararlar ve toplumsal refah açısından analiz edeceğiz. Bulmacadaki Engel: Ekonomide Kısıtların Dili…
6 YorumCankurtaran Kelimesi Nasıl Yazılır? Kurtarmanın Sadece Bir Yazım Biçimi Olmadığı Üzerine Bir kelimenin doğru yazılışı bazen sadece dilbilgisi meselesi değildir; bazen toplumun kendini nasıl ifade ettiğinin aynası olur. Bugün “Cankurtaran kelimesi nasıl yazılır?” diye sorarken aslında daha derin bir şeyi sorguluyoruz: kurtaran kim, kurtarılan kim ve bu kelimenin arkasındaki dayanışma, çeşitlilik ve adalet anlayışı nasıl şekilleniyor? Bu yazı sadece doğru yazımı öğretmek için değil; aynı zamanda “kurtarma” fikrini, farklı kimliklerin, farklı seslerin gözünden yeniden anlamlandırmak için yazıldı. Çünkü bazen bir canı kurtarmak, bir toplumu dönüştürmenin ilk adımıdır. — “Can kurtaran” mı, “Cankurtaran” mı? Türk Dil Kurumu’na göre kelimenin doğru yazılışı…
14 Yorum10 Tonluk Vinç Kaç kW? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir Yolculuk Merhaba dostlar! 😊 Bugün kulağa teknik gibi gelen ama aslında düşündüğünüzden çok daha geniş bir dünyaya kapı aralayan bir sorunun peşindeyiz: “10 tonluk vinç kaç kW?” Evet, basit bir mühendislik sorusu gibi görünüyor. Ancak bu sorunun yanıtı yalnızca matematiksel bir hesapla sınırlı değil. Gücü, teknolojiyi, toplumsal algıyı ve hatta insanın çalışma biçimini etkileyen bir dizi faktör bu cevabın içinde gizli. Gelin, bu soruya farklı pencerelerden bakalım ve sonunda hep birlikte tartışalım. — 10 Tonluk Vinç: Temel Tanım ve Teknik Gerçekler Öncelikle en temel tanımıyla başlayalım: 10 tonluk vinç, maksimum…
12 Yorumİyi Bir İnsan Kime Denir? Etik, Epistemoloji ve Ontoloji Perspektiflerinden Bir İnceleme Filozof Bakışıyla: İyilik ve İnsanlık Üzerine Derin Bir Sorgulama Felsefenin temelleri, insanın varoluşunu ve etik sorumluluklarını anlamak üzerine kuruludur. İnsanlık tarihi boyunca filozoflar, “iyi” olmanın ne anlama geldiğini, bu iyiliğin nasıl tanımlanması gerektiğini ve bir insanın gerçekten “iyi” olup olmadığını sorgulamışlardır. Her biri farklı zamanlarda ve farklı kültürlerde, “iyi bir insan kime denir?” sorusuna kendi bakış açılarıyla yanıt aramıştır. Platon, Aristoteles, Kant ve Nietzsche gibi büyük düşünürlerin izinden giderek, “iyi”yi ve insanın iyilikle olan ilişkisini anlamaya çalıştılar. Fakat bu soruyu basit bir şekilde yanıtlamak mümkün değildir, çünkü “iyi”…
10 YorumGüneşte Bir Gün Kaç Saattir? Antropolojik Bir Bakışla Zamanın Kültürel Algısı Zaman, insanlık tarihinin en evrensel, fakat bir o kadar da kültürel olarak farklı şekillerde algılanan bir boyutudur. Kültürler, zamanın ne olduğunu ve nasıl işlediğini, çevreleri, ritüelleri, gelenekleri ve toplumsal yapıları aracılığıyla anlamlandırmışlardır. Bir antropolog olarak, zamanın sadece sayılardan ibaret bir kavram olmadığını, her kültürün bu soyut olguyu kendine özgü biçimlerle inşa ettiğini gözlemlemek son derece ilginçtir. Peki, Güneş’in bir günü aslında kaç saat sürer? Bu soruyu sadece bilimsel bir bakış açısıyla değil, kültürlerin gözünden de irdelemek, zamanın biz insanlar için ne kadar çok farklı şekillerde işlediğini keşfetmek anlamına gelir.…
10 YorumGökyüzü İngilizce Ne? Ekonomik Düşüncenin Ufuk Çizgisi Üzerine Bir ekonomist için her şey kıtlıkla başlar. Kaynaklar sınırlıdır; istekler sınırsız. İnsan, seçim yapmak zorundadır. Bu seçim, yalnızca üretim ve tüketimle ilgili değildir; bazen bir kelime seçimi bile ekonomik bir göstergedir. “Gökyüzü İngilizce ne?” diye sorduğumuzda, cevabın “sky” olduğunu biliriz. Fakat mesele yalnızca bir çeviri değildir. Çünkü “sky”, hem kelimenin anlamını hem de ekonomik düşüncenin ufkunu temsil eder: geniş, sınırsız görünen ama aslında görünmeyen kurallarla çevrili bir alan. Bu yazı, gökyüzü kavramını ekonomi biliminin metaforlarıyla yeniden yorumluyor. Sky: Sınırsız Görünen Bir Kaynağın İktisadı Gökyüzü, ilk bakışta sonsuzdur. Ancak modern ekonominin gözünde hiçbir…
12 Yorum